TSB'nin Hayat Sigortacılığında Dönüşüm Adımları ve Politikaları
Türkiye Sigorta Birliği (TSB), hayat sigortacılığı sektörüne ilişkin yayımladığı değerlendirme raporunda sektörün mevcut görünümünü ve büyüme potansiyelini ortaya koydu. Raporda, hayat sigortalarının ekonomideki payının gelişmiş ülke ortalamalarının gerisinde kaldığı belirtilirken, sektörün daha geniş kitlelere ulaşabilmesi için yeni politika önerileri sunuldu. Sektörün 2025 yılı itibarıyla 178,9 milyar TL prim üretimine ulaştığı, sigortalılara yapılan toplam ödemenin ise 29,7 milyar TL seviyesinde gerçekleştiği aktarıldı. Hayat sigortaları kapsamında 15,4 milyon sigortalıya toplam 8,5 trilyon TL vefat ve 5,7 trilyon TL maluliyet teminatı sağlandığı belirtildi.
Kredi Bağlantılı Ürünler Öne Çıkıyor
Raporda, Türkiye’de hayat sigortacılığı sisteminin büyük ölçüde kredi bağlantılı ürünlere dayandığı vurgulandı. Toplam korumanın yaklaşık yüzde 61’inin bu ürünlerden oluştuğu belirtilirken, tasarruf odaklı sigorta ürünlerinin geliştirilmesinin sektör açısından öncelikli alanlardan biri olduğu ifade edildi.
TSB, dijitalleşmenin hızlandırılması, alternatif dağıtım kanallarının güçlendirilmesi ve ek teminatların daha etkin tanıtılmasıyla sektörün derinleşebileceğini değerlendirdi.
Deprem Riski ve Finansal Güvence Vurgusu
Raporda, hayat sigortalarının afet risklerine karşı ekonomik dayanıklılık açısından kritik rol oynadığına dikkat çekildi. 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri sonrasında ödenen tazminatların büyük bölümünün kredi bağlantılı hayat sigortalarından karşılandığı hatırlatıldı. Beklenen İstanbul depremi kapsamında Marmara Bölgesi’nde sağlanan vefat ve maluliyet teminatlarında da kredi bağlantılı ürünlerin önemli paya sahip olduğu belirtildi.
Çocuklar ve Yaşlı Nüfus İçin Yeni Sigorta Alanları
TSB, çocuklara yönelik eğitim sigortalarının yaygınlaştırılması gerektiğini vurgularken, nüfusun yalnızca yüzde 5’inin sigortalanması halinde yaklaşık 4 trilyon TL ek finansal koruma sağlanabileceğini ifade etti.
Öte yandan yaşlanan nüfus yapısıyla birlikte uzun vadeli birikim ve bakım odaklı sigorta ürünlerinin önem kazanacağı belirtildi. Türkiye’de yaşlı nüfus oranının önümüzdeki yıllarda hızlı şekilde yükselmesinin beklendiği kaydedildi.
TSB: “Hayat Sigortacılığı Ekonomik Dayanıklılığı Güçlendiriyor”
Ahmet Yaşar, hayat sigortacılığının yalnızca bireysel güvence sağlayan bir sistem olmadığını, aynı zamanda sosyal güvenlik yapısını destekleyen ve uzun vadeli tasarrufların ekonomiye kazandırılmasına katkı sağlayan stratejik bir finansal araç olduğunu ifade etti.
TSB’ye göre sektörde önerilen dönüşüm adımlarının hayata geçirilmesi halinde, hayat sigortalarının ekonomideki payı ve bireylere sağlanan finansal koruma kapasitesi önemli ölçüde artabilir.




